“En zoru budur. Kendini yargılamak, başkalarını
yargılamaktan çok daha zordur. Kendini gerektiği gibi yargılayabilirsen, gerçek
bir bilgesin demektir.”
"Tüm insanlar bu dünyayı sadece ziyaret eden ruhlardır. Tüm ruhlar daima yaşayan varlıklardır. Öteki insanlarla tüm karşılaşmalar deneyimdirler ve tüm deneyimler sonsuza dek sürecek bağlantılardır. Gerçek insanlar her deneyimin çemberini kapatır. Eğer yüreğinde başka insanlara karşı kötü duygularla yürüyüp gidersen ve bu çember kapanmamışsa, bu yaşamının başka anlarında yinelenecektir. Bir kez değil, dersini alana dek defalarca acı çekersin. İncelemek, öğrenmek ve olanlardan ders alarak bilgelik kazanmak iyidir. Minnet duymak, kutsamak ve huzur içinde yürüyüp gitmek iyidir." (Aborjin Öğretisi - Bir Çift Yürek - Marlo Morgan)
"Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda, bu gerçekliği yaşamaktan başka bir şey gelmez elinizden. Başka yolu yoktur. Bu bir felsefe değil, bu bir fiziktir." Albert Einstein
"İrade yolunda yöntemler vardır, 112 yöntem. Teslimiyet yolunda, teslimiyetin kendisi yöntemdir. Başka yöntem yoktur, bunu unutma. Hiçbir yöntem teslimiyetçi değildir. Bir şey yapabilirsin; teknik oradadır, o zaman yap onu.Teslimiyet yolunda sen artık yoksun, bu yüzden hiçbir şey yapamazsın. Nihai olanı, son olanı yapmışsındır; teslim olmuşsundur. Teslimiyet yolunda tek yöntem teslimiyettir. 112 yöntemin tamamı irade gerektirir. Çaban önemlidir, temeldir, gereklidir. Teslimiyet yolunda tek bir şeye gerek vardır: Teslimiyet. Bu 112 yöntemde teslimiyete dair hiçbir şey yoktur. Şiva teslimiyete dair neden hiçbir şey söylemez? Devi’nin kendisi Şiva’ya herhangi bir yöntemle erişmedi. Basitçe teslim oldu. Eğer ulaştıysa neden Şiva'ya soruyor? Devi teslimiyet yolundan geldi, yöntem hakkında hiçbir şey bilmiyor. Kendisi aşk aracılığıyla geldi, aşk kendine dönüktür, aşkın başka bir şeye ihtiyacı yoktur. Aşk aracılığıyla geldiği için bu yüzden teknikler, yöntemler hakkında hiç bir ...
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?” demiş. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler. İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. “Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.” Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12...
Yorumlar